çalmak

-ar
1. -i 偷盗: Hırsız bir saat çaldı. 小偷偷了一只表。
2. -i 演奏, 使发声; 放音乐; 敲(门): davul \çalmak 敲鼓 piyano \çalmak 弹钢琴 zil \çalmak 按铃 keman \çalmak 拉小提琴 klasık parçalar \çalmak 演奏古典音乐 radyo \çalmak 开收音机 pikap \çalmak 放留声机 Hizmetçi kapıyı çaldı. Yaşlı bir kadın göründü. 丫鬟敲门, 出来了一个老妇人。
3. nsz 响: Ders zili çaldı. 上课铃响了。Tam saat iki de zil çaldi. 两点整的时候铃响了。Telefon çalıyor. 电话铃响了。
4. (-i, -e) 摔, 甩: kamçı \çalmak 挥鞭 duvara \çalmak 摔到墙上 Bardağı yere çaldı. 他把杯子摔到了地上。
5. (-i, -e) 涂, 抹: Ekmeğin üzerine yağ çaldı. 他在面包上涂了油。Ağzına bir parmak bal çaldı. 他用手指蘸了点儿蜂蜜, 放到嘴里。
6. -i 裁, 剪(布料)
7. (-i, -e) 掺杂, 混入: süte yoğurtmayası \çalmak 往奶中加酸奶酵母 çorbaya un \çalmak 汤里加面
8. -i 使变坏, 使变味, 使有异味: bakır \çalmak 使(食物)被铜锈污染 is \çalmak 熏黑 patlıcanı kırağı \çalmak 使茄子遭霜冻
9. -i 雕, 镂, 刻
10. -i 俗́ 清扫, 清除: tozu \çalmak 除尘
11. -e 类似, 相像, 接近: yeşile \çalmak 发绿 maviye \çalmak 发蓝 Boyu kısaya çalıyor. 他身材偏矮。Konuşmanız Karadenizli diline çalıyor. 您讲话有点地中海一带的口音。Şivesi biraz Arapça’ya çalıyor. 他的发音有点像阿拉伯语。
12. (时间)浪费, 虚度
◇ çal kapı gelmek (或 gitmek) 不请自到 çalıp çırpmak 见什么偷什么: Çaldı çırptı, mal mülk sahibi oldu. 他见什么偷什么发了财。çalmadan oynamak 1) 手舞足蹈, 兴致勃勃, 兴高采烈 2) (因渴求而)按捺不住, 情不自禁, 难以自已
◆ Çalma elin kapısını çalarlar kapını. 善有善报, 恶有恶报。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • çalmak — i, e, ar 1) Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. F. R. Atay 2) Vurarak veya sürterek ses çıkartmak Bir yandan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çalmak — yere çalmak, vurmak, yenmek …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • kampana çalmak — gemi, istasyon vb. yerlerde belirli vakitlerde çan çalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • klakson çalmak — korna çalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nöbet çalmak — belli zamanlarda mızıka çalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gönlünü çalmak — kalbini çalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bakır çalmak — bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek insanı zehirlemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boru çalmak — borazan öttürmek Ellerini burunlarına boru çalar gibi götürerek kümeler arasında geçit resmi yapıyorlardı. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bozuk çalmak — argo canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çalgı çalmak — bir müzik aletini seslendirmek Şu evde ne zaman iki tel çalgı çalsak mahalleli söylemediğini bırakmıyor. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çan çalmak — herkese bildirmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.